Kendinizi feda (kurban) etmeyin. Yaptığınız işe, içinde bulunduğunuz ilişkiye, evde ailenize, hatta çocuklarınıza dahi özveri göstermek, gerekenleri sevgi ile yapmak ve sorumluluk bilincini taşımak ile sonradan benzer fedakarlıkları göremediğinizde  ‘senin için saçımı süpürge ettim’ ‘ben sadece onlar için yaşadım’ söylemlerinde bulundurabilecek kendini feda etmek bambaşka kavramlardır. Sağlıklı olan, hayatta yaptığımız seçimlerin sorumluluklarını alabilmek, alma verme dengesini koruduğunuz sağlıklı ilişkiler kurabilmektir.

‘Hayır’ diyebilme beceresini kazanın. Gerektiği yerde hayır diyebilmek ve kendi ihtiyaçlarınızı ön sıraya koyuyor olmanız sizi bencil biri yapmaz. Hatta gönülsüz şekilde evet demek aslında sizi içten içe öfkelendirir. İsteksiz evet cevabınız o duruma, işe ve kişiye geliştirilen öfkeye sebebiyet verebilir ve zamanla kendinize olan saygınızı da azaltabilir. Çünkü o an asıl istediğiniz o durumu kabul etmemekti ama siz ya sevilmezsem ya saygınlığım azalırsa ya da benim kötü ve bencil olduğumu düşünürlerse gibi işlevi olmayan otomatik düşünceler ile gönülsüz evet diyip başkalarını kendinizden daha değerli ve önceliği olan olarak görmüşsünüzdür ve bu durum zamanla canınızı büyük ölçüde sıkıp sizi strese sokabilir.

Hayatta esnek kalabiliyor olmanız sizi güçlü kılar. Yeni koşullar karşısında adaptasyon sürecinizin hızlı olabilmesi, değişime açık olmanız ve en önemlisi insan olduğumuzu hatırlayarak sizin de zaaflarınızın, zayıflıklarınızın, başarısızlıklarınız olabileceğini kabule geçmeniz hem ruhsal hem bedensel sağlığınız için büyük önem taşımaktadır.

Kontrol kemerlerinizi gevşetmek yaşadığınız stresi azaltacak. Dünyada bizden başka canlılar, bizim dışımızda gelişen olaylar ve işleyen bir düzen vardır. Elimizden geleni yapıp akışta kalabilmek bir sanattır. Kendimize hatırlatmalıyız ki yüzde yüz kontrol altına alınabilecek hiç bir durum yoktur; ancak, biz sorumluluğumuzu alıp üzerimize düşen ne ise onu yaptıktan sonra akışı takip edebiliriz.

Zihninizde durmadan yetinmemenizi fısıldayan sesler varsa durun ve kendinize sorun. Bu konuşan kim? Geçmişte hiç bir başarınızla veya yaptıklarınızla yetinmeyip sizi başkalarıyla kıyaslamaya sokan beklentili ebeveyninizin sesleri olabilir mi? Diğer bir yandan en ufak hatanızda telafisi için sizi desteklemek yerine kendinizi cezalandırmanız gerektiğini söyleyen cezalandırıcı ebeveyn sesleri mi işitiyorsunuz? Durun, düşünün ve eğer zihninizde bu tarz şefkatten uzak sesler duyuyorsanız susturun. O sesler büyük ihtimalle çocukluk ve ergenlikten sizlere empoze edilmeye çalışılan düşünceler ve kalıp inançlar ve bunların artık hiç bir işlevselliği yok, farkına varın.

Hepimiz insanız. Hepimiz hatalar yaparız ve başarısızlıklarımız olur. Hata yapmak ve başarısızlığa uğramak krizleri fırsata çevirmeye niyet edenleri doğruya daha da yaklaştıran beslenme kanallarıdır. Kendinize en yakınınızın çok üzgün ya da hasta olduğu zamanlar nasıl davranıyorsanız o şekilde davranın. Hata yaptığınızda kendinizi cezalandırılması gereken kötü biri olarak görmeniz, tüm yaptığınız iyi davranışları, üstesinden geldiğiniz her şeyi silip atmanız kendinizi negatif değerlendirmenize ve psikolojik olarak sıkıntıya girmenize yol açar.

İnsanın değişen modları ve duygudurumları vardır. Hepimiz zaman zaman bu yazılanlar dışında davranabiliriz. Uzmanlar kişiyi bir bütün olarak ele alır ve hayatlarının her alanına bakarlar. Sağlıklı günler dilerim.