Bilişsel psikolojinin esaslarına dayalı olarak geliştirilen bilişsel kuram, olayların kendisinden çok algılanma ve yorumlama tarzının önemli olduğunu savunur. Bu kurama göre insanın, dünyaya bakış tarzını ve yorumlarını belirleyen bilişsel yapıda yer alan beklentiler ve inançlar çarpıksa veya işlevsel değilse kişi sorunlar yaşamaya başlar (Türkçapar, 2011). Örneklerle açıklayacak olursak;

Düşünce Hatası:  

Hata yapmak kötüdür ve kabul edilemez.

Sağlıklı Bakış Açısı:

Hata yapmak insan olma hallerindendir ve kaçınılmazdır.

Düşünce Hatası:           

Ailem tarafından sevgi görmediysem, ben değersizimdir.

Sağlıklı Bakış Açısı:

Benim değerim bir başkası tarafından ölçülemez. Onların hatalı ebeveynlik yapmış olmaları benim kontrolüm ve sorumluluğum dışındadır.

Düşünce Hatası:

Güçsüzüm ve hayat çok zor.

Sağlıklı Bakış Açısı:

Hayatta zorluklarla beraber kolaylıklar da var. Mücadele benim güçlü tarafımı ortaya çıkarır.

Düşünce Hatası:

Kaybettim.

Sağlıklı Bakış Açısı:

Tecrübe ettim ve öğrendim.

Düşünce hataları olarak bahsettiğimiz aslında bilişsel çarpıtmalardır. Bilişsel Terapinin kurucusu, depresyon ve tedavisi konusunda öncü isim Aaron T. Beck, depresyondaki bireylerde spesifik olarak yedi tip bilişsel çarpıtmayı gözlemlemiştir. Beck’ e göre danışanlar, genellikle düşüncelerinde tutarlı biçimde bazı çarpıtmalarda bulunurlar (düşünce hataları). Bununla birlikte, araştırmalar bilişsel çarpıtmaların, ruhsal açıdan bir rahatsızlığı olmayan bireylerde de gözlemlenebileceğini; ancak, depresif bireyler için ayırt edici özelliği olduğunun yani herhangi bir kaybı ve stresli bir durumu sağlıklı bireylerden daha olumsuz ve abartılı bir şekilde algıladıklarını göstermiştir (Leahey, 2007).

Bilişsel Çarpıtmalar:

Kişiselleştirme

Ya Hep Ya Hiç Tarzı Düşünme

Zihin Okuma

Felaketleştirme

Aşırı Genelleme

Suçlama

Olumluyu Göz Ardı Etmek

Duygusal Akıl Yürütmek

Aşırı Genelleme

Seçici Soyutlama

Büyültme-Küçültme

Ya Hep Ya Hiç Tarzı Düşünme:

Bu düşünce hatasındaki sloganlar: Hayat ya siyah ya da beyazdır.Grilere yer yoktur!

Ya hep ya hiç!

Bir şey ya tam istediğim gibi olur ya da olmaz.

Bireyin, olaylara ve insanlara yönelik tutumları sadece uç noktalarda olduğunda kutuplaşma eğilimi söz konusudur (Harran, 1985, Blackburn, 1996).

Seçici Soyutlama:

Zihinsel süzgeç olarak da adlandırılan bu düşünce tarzı, bireyin yaşadığı olayla ilgili farklı yönde kanıtlar olmasına rağmen tek bir detaya dayanan olumsuz değerlendirmeler yapmasıdır (Beck, 2005).

Birey, yaşamında birçok başarılı ve anlamlı yaşantı olmasına rağmen yalnızca başarısızlıkları ya da olumsuzlukları algılayabilmektedir. Bir çeşit bütün içinden ‘’cımbız’’ ile olumsuzluğu bulup çıkarma ve bulduğu bu özelllik ya da yaşantı üzerinden yorum yapmasıdır (Özer,2000).

Zihin Okuma:

Zihin okuma, diğer insanların bizim hakkımızda ne düşündüğünü bilmeye ya da bilmek gerektiğine dair olan inancı ifade eder. Öte yandan olası başka nedenleri araştırmaya hiç gerek duymadan karşımızdakinin ne düşündüğünü bildiğimize de inanmaktır.

Örneğin; biz konuşurken esneyen birini görünce; ‘’Onu sıktım.’’ Diye düşünmek. Selam verdiğimiz biri bizi görmeyince ‘’Benden hoşlanmadığı için selamımı almadı.’’ Gibi örnekler bu çarpıtılmış düşünce tarzına örneklerdir (Türkçapar, 2011).

Duygusal Akıl Yürütme:

Gerçeğin kanıtı olarak duygularımızı yanlış şekilde kullanmak. Kişi, o anda hissettiklerinin kesinlikle gerçeği yansıtacağını düşünür. Duyguları onu yönetmeye başlar. Örnek; 1) Fikirlerimin değersiz olduğunu hissediyorum; o yüzden paylaşmamalıyım. 2) Kötü hissediyorum; öyleyse, kesinlikle kötü bir şey olacak.

Bu tür düşünce hatası, hemen hemen her depresyonda görülmektedir. Kişi, sorumluluklarını hatırladığında kendisini kötü hisseder ve yapmanın mümkün olmayacağını düşünür. Bunun sonucunda da sürekli erteler.

Büyütme veya Küçültme:

Dr. David Burns bu çarpıtma türüne ‘’dürbün hilesi’’ demiştir. Çünkü kişi ya da olayları çok fazla küçültür ya da abartılı şekilde büyütür. Büyütme genelde, kişinin kusurlarına bakıp çok önemliymiş gibi büyüttüğünde olur. Örnek, öğrenci sunum yaparken en ufak hata yaptığında rezil olduğunu, herkesin ona güldüğünü, düşük not alacağını düşünür ve başına felaket gelmiş gibi davranır.

Kişiselleştirme:

Dünya bizim etrafımızda dönüyormuş gibi hissetmektir. Kişi, kendisini başka birinin ruh halinden veya davranışından sorumlu hissettiğinde yaşanır. Mantıklı bir neden olmaksızın, her şeyi kişisel olarak almayı veya her şeyden dolayı kendini suçlamayı içerir.

Örnekler; ‘’ İş yerinde keyfi bozuktu çünkü sabah ona mesaj atmadım.’’

Öğretmen, öğrencilerin sınavda bir şey yazamadığını görür ve ‘’Ben kötü bir öğretmenim. Bu benim beceriksiz ve başarısız bir öğretmen olduğumu gösterir.’’ Şeklinde düşünmeye başlayabilir.

Bilişsel çarpıtmalar ile depresyon, anksiyete, obsesif-kompulsif bozukluk, ruminasyon gibi bazı psikolojik rahatsızlıkların pozitif korelasyonun bulunması sebebiyle bu çarpıtmaların doğru ve net şekilde değerlendirilmesi gereklidir. Bilişsel çarpıtmaların yol açabileceği bu tip rahatsızlıklar ciddi fizyolojik ve psikolojik sağlık sorunlarını beraberinde getirebilmektedir.

Tedavi müdahalelerimde, öncelikle işlenen mevzulardan bir tanesi, kişiye otomatik ve işlevsiz düşüncelerini yakalamayı öğretmek ve bu düşüncelerin duygu ve davranışlara nasıl tesir ettiğini göstermektir. Obsesif-Kompulsif Bozukluk, depresyon ve anksiyete tedavilerinde Şema Terapi’ye girmeden önce muhakkak kişinin, otomatik bilişsel çarpıtmalarını çalışır ve onlara düşünce-duygu-davranış-bedensel duyumsama zinciri hakkında psiko-eğitim veririm.

Konu hakkında detaylı okuma yapmak için Dr. David Burns’un İyi Hissetmek – Yeni Duygudurum Tedavisi kitabını önermekteyim.

Siz de yaşam kalitenizi arttırmak,  düşünce hatalarınızı ve otomatik düşüncelerinizi keşfetmek, geçmişten getirip çözümleyemediğiniz yaralarınıza temas ederek onları daha sağlıklı işleyerek kapatabilmek isterseniz;  Şema Terapi ekolü önderliğinde bütüncül bakış açısıyla gerçekleştireceğimiz online terapi ve Kadıköy yüz yüze seanslar için randevu oluşturmak için iletişim kısmından bana ulaşabilirsiniz.